Demokrasi ve Özgürlük Hareketi Referandum Açıklaması
Demokrasi ve Özgürlük Hareketi Referandum Açıklaması
20 Temmuz 2010 / Salı
Demokrasi ve Özgürlük Hareketi Referandum Açıklaması

Kürt halkı, 2007 yılında yapılan Cumhurbaşkanlığı ile ilgili referandumda AKP’yi bir çok Kürt seçim bölgesinde yüzde doksanlara varan oy oranıyla destekledi.

Şimdi bu referandumda oylarını geri alacak.

Çünkü geçen referandumda AKP için verdiği oyların karşılığında hiç bir şey elde edemedi. O günden bu yana durum daha da kötüleşti. Açılım iflas etti. Kürt kimliği ve dili siyasetçi lafları dışında hala Anayasal ve yasal olarak tanınmadı. Savaş ise hem tırmanıyor, hem dağlardan kentlere doğru iniyor. Şimdi her gün Kürt kentlerine, kasabalarına ve köylerine cenazeler geliyor. Üstelik yakılmış, eritilmiş, parçalanmış, üzerlerinde canavarca sadizmin izini taşıyan cansız bedenler önümüzde duruyor.

AKP bu canavarlıkları Batıda kışkırtılmış Türk milliyetçilerinin intikam hislerini karşılamak için yaptırıyor, yapılanlara göz yumuyor, hatta BDP’yle görüşmeme gerekçesini, bu canavarlıklardan BDP’nin şikâyet etmesine bağlayarak, cenazeler üzerindeki hunharlığı savunuyor; böylece referandumda rakiplerinden oy kopartmaya, gelecek seçimlerde iktidarını korumaya çalşıyor.

AKP, kanlı oy avcılarının partisidir.

AKP hükümeti referandum kampanyasını, Kürt halkına karşı özel, paralı bir lejyoner ordusu kurma ve bu orduya para ve ayrıcalıklar  için katılacak maceraperest, ırkçı, halk düşmanı güruha katliam yaptırma  hazırlığıyla birleştirmiştir. CHP de bu öneriden “rahatsız” olmadığını açıklamıştır.

AKP hükümeti referandum kampanyasını, BDP’yi “terörden doğrudan nemalanan parti” diye suçlayarak sözde demokratikleştirmek istediği Anayasa Mahkemesi tarafından kapattırmak, HSYK’nın hakimleri ve savcıları tarafından tutuklattırmak kampanyasıyla birleştirmiştir.

Böylece Referandum, Anayasada kimine göre yargının yürütme üstündeki vesayetine son veren, kimine göre yürütmenin yargı üstünde vesayetine yol açan bir değişikliğin oylanması olmaktan çıkmıştır; Referandum AKP’nin CHP’yle,MHP’yle, Ergenekoncularla, devletin bütün organlarıyla birlikte BDP’ye, Kürt özgürlük hareketine, Kürt halkının özgürlük iradesine karşı siyasi bir saldırıya dönüşmüştür.

Önümüzde duran sorun, Anayasa değişikliklerine “evet” ya da “hayır” demek değildir.

Önümüzde duran sorun, başını AKP ve CHP’nin çektiği, “evet-hayır” cephesinin Kürt halkına karşı başlattığı saldırıyı durdurmaktır.

Bunun yolu, Referandumu boykot etmektir.

Boykot, Kürt halkının otuz yıldır, amansız bir yıldırma savaşına rağmen elde ettiği örgütsel, politik, toplumsal ve kültürel kazanımları savunma mücadelesidir. Çünkü bunlar tehlikededir. Saldırı altındadır. Ve hiç bir Anayasa değişikliği, ne kadar demokratik olursa olsun, Kürt halkının kazanımlarından daha değerli değildir, olamaz.

DÖH, Türkiye’ye demokrasinin referanduma sunulan değişikliklerle değil, halkların, emekçilerin saldırıya uğrayan hak ve özgürlüklerini savunarak ve bunları kalıcı kılarak, bu yolla devletin Anayasa ve yasasına halk iradesiyle yazdırarak kazanılacağına inanıyor.  Fırat’ın Doğusunda Kürt halkı, Fıratın Batısında hiç bir zaman yaşanmayan bir demokrasiyi bileğinin, yüreğinin, bilincinin ve vicdanının gücüyle elde etti ve fiilen yaşama geçirdi. O şimdi, sokaktaki özgür halk tarafından savunulan yereldeki iktidarı “demokratik özerklik” ilan ederek köklü bir şekilde demokratikleştiriyor.

Sorun işte bu demokrasiyi “Evet-Hayır” cephesine karşı savunmaktır.

Çünkü Fıratın Doğusunda devletin terörüne rağmen fiilen var olan demokrasiyi savunmak, Batıda demokrasi hayallerini gerçekleştirmemizin ön koşuludur. Türkiye’de demokrasinin yolu Diyarbakırdan geçiyor.

Referendumu “evet-hayır” cephesine karşı boykot etmek, demokrasi için mücadelemizin bugün en güncel, en acil, en önemli görevidir.

Nevar ki, referandum eşiğinde, demokratik ve sosyalist güçler bir kere daha bölünmüştür.

Hangi gerekçeyle olursa olsun, Referandumda halkı “evet” ya da “hayır” demeye çağıracak olan demokratları, liberalleri, sosyalistleri ve özgürlükçü Müslümanları, Fırat’ın Doğusunda ve Batının Kürt gettolarında BDP’nin boykot kararını desteklemeye çağırıyoruz. Çünkü ancak böyle bir yolla Türkiye’nin demokratik potansiyelini “evet” diyerek AKP ve Fethullah cenahının ve “hayır” diyerek CHP, MHP ve Ergenekon cenahının peşine takma hatasını önlemek mümkündür.

DÖH, aynı zamanda Batıda “evet” ya da “hayır” diye ayrışan halk kitleleri arasındaki aydınlatma çalışmalarında, “hayır, evet ve boykot” diyen bütün sosyalistleri, demokratları, liberalleri ve özgürlükçü müslümanları, Referandum süreci boyunca ortak hedefler etrafında birleşerek mücadele etmeye çağırmaktadır.

Biz Fıratın Doğusunda ve Kürt geettolarında Boykot kararını zayıflatacak her türlü kararsızlığa karşıyız.

Buna karşılık, Kürt olmayan geniş kitleleri aydınlatarak Hükümet üzerinde Abdullah Öcalan’ın önerdiği çözüm paketi temelinde baskı kurulmasından yanayız.

Buna göre; Batıda “evet, hayır ve boykot” diyen demokratik güçler, son ana kadar şu hedefler için halk kitlelerini harekete geçirmeye ve Hükümeti baskı altına almaya çağırmalıdırlar:

 Hep birlikte, emeğin tekellere karşı iş, aş, toplumsal adalet için örgütlü mücadelesinin önündeki bütün engelleri kaldıracak, askeri ve yargısal vesayete son verecek, Kürtlerin kimliğini, dilini, o kimlik ve dilde politik, ekonomik, toplumsal, kültürel yaşama katılma hakkını, yerel yönetimlerde kendi kendini demokratik özerklik temelinde yönetme konusunda Türklerle Kürtlerin eşitliğini tanıyan demokratik ve sivil bir anayasa için bizden oy isteyenlere baskı yapalım, böyle bir anayasa sözü vermesi için kitleler içinde onu zorlayalım.

Hep birlikte, böyle bir sözün güvencesi olarak hemen şimdi somut adımlar atılmasını, seçim barajının düşürülmesini ve ilk seçimin düşük barajla yapılmasını; KCK tutuklamalarına son verilmesini ve tutukluların serbest bırakılmasını; çocukların doldurulduğu zındanların boşaltılmasını; TMY’nın iptal edilmesini; Abdullah Öcalan’ın çift taraflı eylemsizlik temelinde önerdiği barış planının müzakere edileceğinin açıklanmasını; bu konularda inandırıcı bir politikanın halka ilan edilmesini talep etmeliyiz.

Kürt halkı boykot kararını örgütlü ve bilinçli olarak benimsemiştir. Bölgede devrimci bir sürecin yükseldiğini unutmamalıyız.

Buna karşılık Kürt olmayan Batıdaki geniş kitleler egemen güçlerin etkisi altındadır; AKP’nin içyüzünü, CHP’yle ittifakının kapsamını, referandumun Kürt halkına karşı savaşla uyumlaştırılmış siyasi bir saldırıya dönüştürüldüğünü kitlelere yukardaki talepler uğrundaki mücadele içinde, kendi deneyleri ışığında kavratmak biricik sosyalist kitle çizgisidir.

Kısaca bizler birleşerek, AKP’nin referandumu, Kürt halkına karşı silahlı savaşla desteklenmiş bir siyasal saldırı kampanyası haline getirmesinin önüne dikilmeli, referandum kampanyasının  bu anti demokratik içeriğini, yönelimini ve amaçlarını boşa çıkararak, ona Kürt halkıyla omuz omuza derin bir demokratik içerik, yönelim ve amaç kazandırmalıyız.

“Yetmez ama evet” diyenleri, “12 Eylül anayasasına da, AKP anayasasına da hayır” diyenleri, boykot diyen Kürt halkıyla dayanışma cephesine çağırıyoruz.

Demokrasi ve Özgürlük Hareketi

 




Bu Haber 184 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Başlık : anlamlı ve bir o okadar zor bir soru Tarih : 21 Temmuz 2010 / Pazar Üye Adı :bejna
işte mevcut durumu oldukça güzel açıklayan ve anlamlı bir çağrı yapan bir yazı.. bu çağrıyı yapanların yüreklerine sağlık. Ama üzerlerine bombalar yağmayan, cenazelerine bile işkence yapılmayan halktan, işçilerden kopuk olan solcular ya hayır diyerek yada yetmez ama evet diyerek aslında gerçek mücadeleden uzak durmaya devam edecekler.. Aslında gerçekten emekten, barıştan, demokrasiden yana olanların bu çağrı ile birlikte gerçek demokratik sivil bir anayasa mücadelesi ile birlişmesi gerekir..