Dörtyol Kürtleri Rehin Alındı
Dörtyol Kürtleri Rehin Alındı
29 Temmuz 2010 / Perşembe
Dörtyol Kürtleri Rehin Alındı

 

 

Bursa İnegöl’den sonra, Hatay Dörtyol’da da Kürtlere karşı gerçekleştirilen linç dalgası yer yer, Türkiye metropollerinde de biçim değiştirerek devam ediyor. PKK ile TSK’nın savaşına faşistler de, TSK’nın yanında yer alarak destek sunuyor. Bursa İnegöl’de ki olayların gelişimi ile Dörtyol’daki linç girişimi, aynı güçler tarafından gerçekleştirilmiştir. Yine bu güçler, Manisa Selendi; Roman tehcirini yapan güçlerdir. Çünkü orada da; sözüm ona halkın bir anlık öfkesi sonucu romanlar mahallelerinden sürülmüş ve bir başka bölgeye nakledilmişlerdi. Roman tehciri sırasında ve sonrasında, hükümet yetkililerinden konuyla ilişkin tek bir kelime dahi çıkmamıştır. Öyle ki, bu bir devlet için büyük bir utanç ve ayıptır. Bir yerde katliamın diğer adıdır.

 

Aslında 87 yıldır yer yer devam eden ve biçim değiştirerek bugünlere kadar süren asimilasyon imha ve inkar politikalarının bir ürünü olan linç kültürü, PKK’nin Demokratik Özerk Kürdistan’ı ilan edeceği bir anda sömürgeci güçlerce, şiddetini daha da yükselterek sahneye sürüldü. Dağda, ovada, hapishanede, çocuk parklarında, piknik alanlarında Kürtlere ölümü reva gören mevcut sistem, Kürtlerin bulundukları diğer bütün yerleşim alanlarında da harekete geçtiler ve ayırt etmeksizin önlerine çıkan tüm Kürtleri yok etmek istemektedirler. Türkiye Cumhuriyeti devletinin ve hükümetinin yok edici politikaları sonucunda Kürtler ve Türkler karşı karşıya getirilmek istenmekte ve ‘kendimi Türk hissediyorum’ diyen diğer halklara mensup faşistler de, Türk ırkçılığından daha bir Türk kesilerek, bir kısım Türk’ün göstermiş olduğu faşizan dalgayı daha da yükselterek, adeta din düşmanıymışçasına Kürde saldırmaktadırlar. Devlet tarafından yakılan ve yıkılan köylerinden hayatlarını kurtarmak adına doğmuş oldukları toprakları zorunlu olarak terk eden Kürt halkı, öyle görünüyor ki, yine mevcut zihniyet politikaları yüzünden tekrardan göçe maruz kalacaklar. Son bir haftadır TV ekranlarına yansıyan ve yansımayan duyduklarımız da bize gösteriyor ki, artık iş çığırından çıkmıştır. Linç kampanyaları bu tarz ve bu boyutta sürdükçe, hükümet de bunlara sessiz kaldıkça, korkarım ki, Kürtler, Türkiye ile yaşayamayacak ve ayrılış gerçekleşecektir. Mevcut sürecin seyri de bize gösteriyor ki, bu ayrılık oldukça kanlı geçecek. Metropoldeki Kürt linç edilecek ve aynı Ermeni tehciri gibi aç susuz bir şekilde, yollarda kırılarak Kürdistan coğrafyasına sürülecek, yine Kürdistan coğrafyasındaki Türk halkı da, aynı tarz ve yöntemlerle buralardan sürülecek, yine bu sürgün sırasında her iki taraftan da birçok insan yaşamını yitirecek. Çok değil, birkaç ay öncesiydi ve Öcalan; “iki milyon insanı da öldürebilirler, ancak biz böyle olmasını istemiyoruz” diyerek, faşist sistemin yöneliminin ne ve nasıl olacağını daha o zamanlar bizlere söylemişti. Yine bir diğer görüşme notunda da; “süreç Kürt-Türk savaşına dönüşebilir” diyerek tüm dünya insanlığını uyarmıştı. Daha önceleri yine birçok kereler bahsettiği; Kürt halk gerçekliğini kastederek; “bu işin orta yolu yoktur, ya onurlu bir direniş, ya onursuz bir yaşam” diyerek, şuanda da faşist yönelmelere karşı ne yapılacağını açıklamıştı.

 

Gelelim Hatay Dörtyol’da ki halkımıza. BDP tarafından; “eğer bu olaylar durmaz ve Kürtlerin can güvenliği sağlanmazsa, devletin olmadığı bir yer olan Dörtyol’a biz gideceğiz şeklinde bir açıklama sonrasına, BDP heyeti 50 araçlık bir konvoyla Dörtyol’a doğru yola çıktı. Osmaniye ve Düziçi’nde kısa süreli gerginlikle geçen aramalar sonucunda Dörtyol ilçesine varan heyet, burada Vali’nin daha önce de açıkladığı gibi, ilçeye girişlerine izin verilmedi. Öyle bir görüntü oldu ki, elleri silahsız ve milletvekilinden oluşan heyetin karşısına tan ve toplarla çıktılar. Öncelikle ortaya çıkan bu tablodan yola çıkarak, Hatay Vali’si ve Dörtyol Belediye başkanının görevini sorgulamak gerek. Vali ve Belediye başkanı olayların ilk gününden bu yana, saldıran faşistleri kastederek; “Halkımızın bu tepkisi çok doğal ve normaldir, 4 polisimiz şehit olmuş ve emniyet müdürlüğüne saldırı olmuş, dedikodusu çıkana kadar, halkımız bu tepkiyi göstermiştir” diyerek, sorumluları saklayıp, Kürtleri daha çok hedef haline getirici üslup ve söylemlerine devam etmişlerdir. Kürt halkının yalnız olmadığını ve onların bir sahibinin olduğunu Dörtyol Kürtlerine hissettirmek için yola çıkan ve Dörtyol’a girişlerine izin verilmeyen partililer, Kürtlerle kucaklaşamadan oradan uzaklaşmak zorunda kalmışlardır. Sanki bir savaş yaşanmış ve Vali ile Belediye başkanı da, savaşı yürüten bir komutanmışçasına ve bir savaş tarafı gibi açıklamalarda bulunup, “aman ha aman buraya gelmeyin, yoksa saldırıya uğrarsınız” diyebilmiştir. Hatay Valisi ve Dörtyol Belediye başkanının açıklamaları öyle geçiştirilebilecek türden açıklamalar değildir. Dün Beşir Atalay, tüm basının önünde; “Size diyorum, bu Amanos’ları temizleyin, nasıl temizliyorsanız temizleyin” diyor ve Kürtlere karşı katliam emri veriyor, bugün Hatay Vali’si ve Dörtyol Belediye başkanı yine Türk basınına demeç veriyor ve Kürtleri tehdit ediyor. Bu saatten itibaren, özelde Hatay Dörtyol ve genelde de, Kürdistan coğrafyasının dışında yaşam süren hiçbir kürdün can güvenliği yoktur ve buralarda yaşayan Kürt halkı da birer savaş esiridir.

 

Ortaya çıkan sonuç ise; Tüm Kürtler, Türkiye Cumhuriyeti Devlet’i tarafından “rehin” alınmıştır. Yaşanan 26 yıllık savaşın askeri tarafı olan PKK’nin, İnegöl ve Dörtyol olaylarıyla ilgili olarak Devletin göstermiş olduğu tutum dolayısıyla, kendilerinin nasıl bir tavır ve tutum takınacağı ve halkını nasıl savunacağı ileri ki saat ve günlerde belli olacaktır, sanırım. Neden PKK’nin tutumu önemli, çünkü bu devlet Kürtlerin seçilmişlerine tahammül edemiyor ve yüzlerine dahi bakmıyor, öyle ki, bir milletvekilinin karşısına bir er çıkarıp söz söyletebiliyor.

 

mehmet_serhat_polatsoy@hotmail.com



www.serhatgundem.com/mehmet_serhat_polatsoy
Bu Haber 76 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Habere Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.